|
BAHAR YELİ NURUDİLARAmwrote:
maillerinizi için teşekkür ederim keşke herkes istifade edebişlse
Oct. 26
|
|
|
Ceren Yaldız .wrote:
Adını yazmak;
Rezzak-ı alemin gönüllerin gergefine ebem kuşağı renkleriyle nokta nokta, harf harf işlediği adını... Adını yazmak , Adını yazacak olmamdandır titreyişlerim.. Yüreğimde, Bu hep taze, Bu hep buruk ürperiş ondan Kalemimdeki, divitimdeki heyecan Kağıdımdaki intizar, Mürekkebimdeki Sönmek bilmez yangını;vuslat ateşinin hep bundan... Bana adını yazmak düşmüş bu beyaz kağıtlara ey sevgili. Yani ki seni yazmak.Sevda tohumunun çatladığı, Tutku filizinin boy attığı, Sadakat meşalesinin yandığı Evlerin en güzeli,Erkamın Eviyle seni yazmak.
Oct. 26
|
|
|
mehmetwrote:
ALLAHIM BENİ SENSİZ BIRAKMA,TEK DAYANAĞIM DOSTUM,YARDIMCIM,HERŞEYİM SENSİN.BİLEREK BİLMEYEREK YAPTIĞIM HATALARIMI AFFET.SENİN ÇOK SEVDİĞİN KULLARINI BANA OĞLUMA ,EŞİME ;,ARKADAŞLARIM,DOSTLARIMA,KOMŞU ,OLMAYI NASİP ET ALLAHIM. MÜSLÜMANIM DEYİP TÜM SENİN SEVMEDİĞİN YANLIŞLARI YAPAN SAHTEKARLARDAN BİZLERİ UZAK TUT ALLAHIM.SÖZDE MÜSLÜMAN DEĞİL KALPTE MÜSLÜMAN OLMAYI BİZLERE NASİP ET ALLAH.IM.
RAHMEN VE RAHİM OLAN ALLAH'IM BİZLERİ BAGIŞLA SENİN HER ŞEYE GÜGÜN YETER. AMİN.
Oct. 26
|
|
|
vuslatımwrote:
Selamun Aleyküm
“Kötü huy o kadar fenadır ki, birlikte sevapların bolluğu bile fayda vermeyebilir. Güzel huy o kadar iyidir ki, birlikte günahların çokluğu bile zarar vermeyebilir.” Hayirli Aksamlar
Oct. 24
|
|
|
mehmetwrote:
Kahve Hikâyeleri...
***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir... ***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır. ***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir... ***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!! ****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer... ***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır... ***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür... ***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini... ***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını... ***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden... Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz. Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz??? Sizin kahveniz nasıl olsun ??? ***Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir... ***Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karışır. ***Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur... Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir... ***Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!! ****Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer... ***Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır... ***Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür... ***Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın...içini... ***Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını... ***Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...Her kahve aynı değildir bu yüzden... Ben de sizleri sevgiyle pişirilen bir kahve içmeye davet ediyorum. akşam, öğle öncesi, sonrası ya da gece kahvesi. ne zaman isterseniz. Dostlukla yudumlayacağımız bir kahve molası vermeye ne dersiniz??? Sizin kahveniz nasıl olsun ???
Oct. 20
|
|
|
ayla aylawrote:
Hakiki dost şifadır..
Hastalıkların tedavisi sadece bir takım iğne ve haplardan ibaret değildir.. Allah (c.c) Kur’ân-ı Kerîm’de, Kur’ân ve balın şifa olduğunu beyan ediyor. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v) fakirleri doyurmanın, yetimi sevindirmenin, sadaka vermenin, tebessümün… de birçok hastalıklar için şifa olduğunu haber veriyor. Hz. Dâvud Aleyhisselâm’ın hikmetli bir sözü vardır. Der ki: “Dostlardan ayrı kalmak kişiyi hasta eder.” Demek ki, hakiki dost da birçok hastalıklar için şifa oluyor. Hakiki dostluk Allah (c.c) için olanıdır. Bundan dolayı hakiki dostlar demişler ki: Fâni dünyanın padişahı değiliz. Gönül hırkalarını yamar giyeriz. Dostlarla ağlar dostlarla güleriz… Dostlarla gülüp dostlarla ağlayabilmek; böyleleriyle dostluk bağları oluşturabilmek mesele budur. Böyle dostların yokluğudur insanları hasta eden. Şair Bâki’ye arkadaşları kaç çeşit dost var diye sorarlar. Bâki, üç çeşit dost olduğunu söyler ve şöyle sıralar: “Bir dost vardır gıda gibidir, onu her gün ararsın Bir dost vardır ilâç gibidir, icâb ettiğinde ararsın. Bir dost vardır ki hastalık gibidir, o seni arar.” Hadi, kendinizi tahlil edin bakalım, sizin dostluğunuz ve dostlarınız hangi gruba giriyor? Dostlarınız ne kadar çok olursa olsun katiyyen bezginlik göstermeyin. Dostları çoğumsamayacağız, bin dostumuz da olsa. Düşmanlarımızı da bir tane bile olsa azımsamayacağız. Dinimizin düşmanı câmi bile yapsa onu “Mescid-i Dırar” bileceğiz. Dostlarını asla üzmeyeceksin; nasıl olsa onlar sadık diyerek ihmâl de etmeyeceksin. Senin dostluğun eline geçen makam, mevki, şan ve şöhretle birlikte netleşir. Eba Müslim Horasanî’nin enfes bir tespiti vardır. Levha yapıp duvarlara asılması her gün de okunması gereken bir tespit. O diyor ki: “Onlar, zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırdıkları dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.” Bu meyanda Hz. Ali (RA)’nin bir sözü burada yerini almalı. Diyor ki: “Dostların kâlbini kırmakla düşmanların arzularına hizmet etmiş olursun…” Dostunu-düşmanını tanıyamamak denilen şey de bu olsa gerek. İmam-ı Şâfii rahmetullahi aleyh hazretleri de dostluk hakkında hep kulaklarımızda küpe gibi kalması gereken şu tespitinde der ki: “Zor günde faydası olmayan arkadaş, Düşmanına yakındır kıyaslanırsa, Hangi asırda yaşarsa yaşasınlar, Gerçek dostlar ve kardeşler, Ortaya çıkar o kederli ânlarda…” Batı ve Batılı kafa yapısına sahip kimselerden gerçek dost olmaz. çünkü Batılı insanın kafası bakkal terazisi gibidir. Hep maddî düşünür. Ne kadar menfaat koyarsan o kadar dostluk alırsın. Onların dostluğu, arkadaşlığı, akrabalığı, komşuluğu hep menfaate dayanır. Batılı’nın aklı kendi eliyle yapıp istasyonlara koyduğu gazoz makinesi gibidir. Bu makineye para atmazsan nasıl gazoz çıkmazsa, Batılılara da menfaat vermezsen dostluk alamazsın. Sadece menfaate dayanan Batı dostluğuna kanmak şuursuzluğun neticesidir. Dostlarımıza bakalım; hakiki mi sahte mi? Denemeden de anlayamayız. Muhtaç olduğumuz anlar denemek için bir fırsattır.
Oct. 18
|
|
|
Ceren Yaldız .wrote:
“Görmezler mi ki, Allah’ın yarattığı herşeyin gölgesi,
sağa-sola uzanarak huşû ile Allah’a secde eder.” Kur’ân, 16: 48
Oct. 12
|
|
|
Ceren Yaldız .wrote:
Müminler ancak öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında kalpleri ürperir, yanlarında Allah'ın ayetleri okunduğu zaman bu ayetler imanlarını arttırır, pekiştirir ve sadece Rabblerine dayanırlar.(enfal-2)
Oct. 10
|
|
|
ayla aylawrote:
"Kim erdemine inanarak ve sevabını umarak Kadir Gecesini ihya ederse Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar" HADİS'İ ŞERİF"
Sept. 15
|
|
|
Aug. 24
|
|
|
ayla aylawrote:
"RAMAZAN VE DUALAR"
Ramazan ayı bağışlanma için tam bir fırsat. Bu ayda kendimizi gözden geçirmeli, günahlarımıza tevbe ve istiğfar etmeliyiz. Bu ay bizim için yeni bir başlangıç olmalı. Yaptığımız ibadetler sadece bu ayda kalmamalı, Ramazanı fırsat bilip kendimizi rabbimizin razı olacağı yeni alışkanlıklara hazırlamalıyız. Bunun için öncelikle günahlarımızdan tevbe etmeli, yüce rabbimizden bağışlanma dilemeliyiz. Yüce rabbimiz "bana dua edin duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir." (Mü'min, 40/60) buyurmuştur. Oruçla ilgili ayetler arasında dua ile ilgili bir ayet vardır. Ayet şöyledir: "Kullarım sana beni sorarlarsa, ben yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık veririm. Onlar da bana karşılık versinler. Bana güvensinler. Böylece olgunlaşırlar." (Bakara, 2/186) Demek ki oruç ile dua arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu yüzden Peygamberimiz (sav), ALLAH tarafından reddedilmeyecek duaları sayarken oruçlunun duasını özellikle belirtmiştir. [1] Bu bölümde Kur'an-ı Kerim'de geçen bazı dua cümlelerini hem Arapça asılları hem de Türkçe anlamları ile vermeyi uygun gördük. Bu duaları ezberlemeli, özellikle iftar ve sahur vakitlerinde, namazlarımızda, yolda yürürken, gece yatarken kısacası her zaman bu dualarla rabbimize yalvarmalıyız. سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ "İşittik ve boyun eğdik. Bağışla bizi rabbimiz! Dönüş sanadır." (Bakara, 2/285) رَبَّنَا لا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلا تُحَمِّلْنَا مَا لا طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنْتَ مَوْلانَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ "Rabbimiz! Unutursak veya hata yaparsak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma. Günahımızı affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim velimiz sensin. Kâfirlere karşı bize yardım et." (Bakara, 2/286) رَبَّنَا لا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ “Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın." (Al-i İmran, 3/ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ "Ey Rabbimiz! Biz gerçekten iman ettik, artık günahlarımızı bağışla ve o ateş azabından bizleri koru." (Al-i İmran, 3/16) رَبَّنَا ءامَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ "Ey Rabbimiz, indirmiş olduğun mesaja inandık, Peygambere uyduk, bizleri bu mesajın canlı şahitleri arasına yaz." (Al-i İmran, 3/53) رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ "Ey Rabbimiz, günahlarımızı ve davranışlarımızdaki aşırılıklarımızı affet, ayaklarımızı kaydırma ve kâfirler karşısında bize yardım et." (Al-i İmran, 3/147) رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الأَبْرَارِ "Ey Rabbimiz, günahlarımızı affet, kusurlarımızı ört ve iyiler ile birlikte canımızı al." (Al-i İmran, 3/193) رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul et!" (İbrahim, 14/40) رَبَّنَا ءاتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا "Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster, bizi başarılı kıl." (Kehf, 18/10) رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ * وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ "Ya Rabbi! Şeytanların vesveselerinden, onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım!" (Mu'minun, 23/97–9 رَبَّنَا ءامَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ "Ey Rabbimiz! Biz sana inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en iyisisin." (Mu'minun, 23/109) رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ "Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin." (Mu'minun, 23/118) رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا * إِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır." (Furkan, 25/65–66) رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالإِيمَانِ وَلا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلاًّ لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla. Kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz sen şefkatlisin, merhametlisin." (Haşr, 59/10) Son olarak bir hadis-i şerif ile bu bölümü de noktalayalım: Aişe validemiz Peygamberimiz (sav)'e "Ey ALLAH’ın elçisi! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu anlarsam o gece nasıl dua edeyim?" diye sorunca Peygamberimiz (sav) "şu duayı oku" buyurdu: اَللّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي "ALLAHım! Sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni de affet.” [2]
Aug. 19
|
|
|
ayla aylawrote:
Bir Hadis Bir Yorum
"ARANIZDA SELÂMI YAYINIZ" Meral Günel Ebû Hüreyre (r.a.) den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan ALLAH’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!” (Müslim, İman 93-94) İman, Kur’an-ı Kerim’deki tasviriyle kökü yerin derinliklerine işleyen, gövdesi ve dalları göğe yükselmiş bir olgudur. Çoğu zaman insanı varlığının bilincine yükselten bir merdiven görevi üstlenir, tırmandıkça yüceleceğimiz, indikçe alçalacağımız bir merdiven. İman, Hz. Peygamber (sav)’e sorulan “en hayırlı amel hangisidir?” sorusunun cevabıdır. Bir hadis-i şerifte, iman etmenin insanı dönüştüren özelliği, birbirine eklenen zincir halkalarını çağrıştıracak şekilde şöyle sıralanıyor; İman-cennet- sevgi- selamlaşma Hz. Peygamber, imanın kalpte yerleşmiş olmasının ölçüsünü mü’min kardeşini sevmek olarak belirlenmiştir. İslam’a göre her işin başı ve âhiretin yegâne geçerli akçesi olan iman ile sevgi arasındaki bağı en çarpıcı biçimde bu hadisinde dile getirmiş, konunun önemine binaen sözüne yemin ederek başlamıştır. İman, nasıl cennete girebilmenin vazgeçilmez şartı ise, mü’min kardeşini sevmek de kâmil bir imana sahip olmanın biricik şartıdır. Mü’min, kendisiyle aynı imanı paylaşan herkesi, yine bu nedenle, aynı ALLAH’a iman ettikleri için, ırkına, rengine, yurduna ve diline bakmadan sevmek ve onlara karşı sorumluluk hissetmek durumundadır. Görünürdeki bazı farklılıklar bu sevgiyi engelleyen değil, renklendiren unsurlar olabilir ancak. Kısaca, cennet anahtarı olan iman, sevgi üretmelidir. Sevgi, kuru bir sözden ibaret değildir, olmamalıdır. Hiçbir sevgi tohumu sulanmadan yeşermez. Mü’min kardeşinin sevinç ve üzüntüsünü paylaşmak, onlara yüreğimizde yer açmak olacaktır belki de bu tohumun can suyu. Yüreğimizde, çıkarcılığa dayanmayan, ön yargısız, beklentisiz bir sevgi yeşertebildiğimiz ölçüde imanımız kemâl bulacaktır. Hadis-i Şerîfimiz bizi bu limandan koparmayacak önemli bir dayanak sunmaktadır; Selamlaşma. Selâmı yaymak, selamlaşmayı âdet haline getirmek, âdeti “selâmün aleyküm” ile duaya dönüştürmek… Selam, verenden alana bir iyi niyet ve güven mektubu sunmaktır. Dostluk ve barışın, karşılıklı konuşma ve anlaşmaya hazır oluşun ilk göstergesidir. Dillerden gönüllere köprüler kurmaktır. Selâmı yaymak, sevginin sebebi, sevgi, imanın olgunluğunun temelidir. Allâhümme ente’s-selâm, ve minke’s-selâm. Tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikram “ALLAH’ım, Selâm olan sensin, esenlik de sendendir. Sen celâl ve ikram sahibi yücesin.” kaynak:sonpeygamber
Aug. 15
|
|
|
ayla aylawrote:
ALLAH'ım
Bana bir insanın elinden tutmadan önce, kalbinden tutmanın sırlarını öğret, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Okuma, öğrenme, öğrendiklerimizi uygulama aşkımızı ,salgın ve saygın bir hastalığa dönüştür, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Bizleri dünlerde kaybolmaktan muhafaza eyle, yarına kalabilenlerden eyle, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan, acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Beni, beni benim önüme engel olmaktan, Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan, Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Bakışımızı ibret, Sukutumuzu hikmet, Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Boşa bakanlardan, Boşa susanlardan, Boşa konuşanlardan eyleme, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Zenginlerimizi hamiyetsiz, Fakirlerimizi gayretsiz, Alimlerimizi amelsiz, İdarecilerimizi adaletsiz bırakma, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Cehalet, zaruret ve ihtilafa karşı açmış olduğumuz ikinci kurtuluş savaşımızda bizleri mansur ve muzaffer eyle, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Bizlere ilim açlığı ihsan buyur Ya Rabbi! Suya,ekmeğe olan iştahımız gibi, kıyamete kadar kapanmayan bir kitap okuma iştahı ihsan buyur, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Hayatımızın her anında, namazda gibi, ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Çalışmalarımızı bir ibadet bilinci ve ibadet huzuru içinde yapmayı nasip eyle,Ya Rabbi! ALLAH’ım! Bizlere her daim, hem kavli, hem de fiili dua yapmayı nasip eyle, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi; cehaletin,tembelliğin,kapasite israfının şerrinden de sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle, Ya Rabbi! ALLAH’ım! Önce Hak’tan, sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle, Ya Rabbi! AMİN
July 26
|
|
|
ayla aylawrote:
"GUNAHKAR AGIZDAN ÇIKAN DUA"
Bir kâfilede bulunan insanlar, Ebü'l-Hasan Harkânî hazretlerinin huzûruna gelip; -Yollar korkuludur. Bize bir duâ öğretiniz, diye istirhâm edince; buyurdu ki: - O zaman, Ebü'l-Hasan'ı hatırınıza getiriniz! Bu söz, gelenlerin hoşlarına gitmedi. Yolda eşkıyâ, önlerine çıktı. Hepsinin mal ve metalarını aldı. Yalnız, Ebü'l-Hasan-ı Harkânî hazretlerini hatırlayan bir kimsenin malına zarar gelmedi. Bu hâle arkadaşları şaşıp, sebebini sorduklarında; -Ebü'l-Hasan-ı Harkânî'yi hatırladım ve kurtuldum, cevâbını aldılar. Gelip durumu Ebü'l-Hasan hazretlerine anlattılar. Ve; -Biz Allah'tan yardım istedik, eşkıyâlar bizi soydu. Fakat seni hatırlayıp, senden yardım isteyen şu arkadaş kurtuldu. Bunun hikmeti nedir? diye sordular. -O arkadaşınızı kurtaran, Allahü teâlâdır. Günahkâr ağızdan çıkan duâyı cenâb-ı Hak kabûl etmez. Bunun için siz Allah'a yalvardığınız zaman duânız kabûl olmadı. Bu arkadaşınız beni hatırlayıp imdât isteyince, ben de Rabbime duâ ettim; "Yâ Rabbî! Şu kulunu içinde bulunduğu belâdan kurtar." dedim. Rabbim benim duâmı kabûl ettiği için, o arkadaşınız kurtuldu. Mesele bundan ibârettir." buyurdu.
July 22
|
|
|
BAHAR YELİ NURUDİLARAmwrote:
mesajınız için teşekkür ederim hayırlı aksamlar
July 17
|
|
|
ayla aylawrote:
"Rahmet hep yukarıdan aşağı doğru yağar"
Yağmur, diğer ismiyle "bereket" hep yukarıdan aşağı doğru yağar. Tane tane ve belirli aralıklarda, belirli boyutlarda. Kimi zaman ismi "yağmur" olur çisil çisil yağar yaz yağmuru gibi, kimi zaman da "dolu" olarak yağar iri iri, sert, tıpkı misket gibi. Kışın, üşüyen damlalar kristalleşir ve buzdan kar tanelerine dönüşür de yağar lapa lapa. Ama hep yukarıdan aşağıya, tevazu ile. Hiç itirazsız toprağa karışır, tohumları bulur ve besler. Gün gelir bu tohumlar toprağı yarıp yeryüzüne çıkar, yeşerir. Onlar da tevazuundan başlarını yere eğer, rahmet yine yukarıdan aşağı tecelli eder. Suyun subuharı halinde yükselip, soğuk havayla karşılaşması sonucu nem yüklü tanecikler içeren bulutlar oluşur. Doyma noktasına ulaşan bulutlardan ise yağmur yağar. İşte bir âlim de önce - bilgiyle - yükselir, yükselir sonra soğuk havayla - imtihanlarla, sıkıntılarla - karşılaşır. İlme yeterince doyan, hemhâl olan âlim başlar yağmur gibi yağmaya, yukarıdan aşağıya i lim yağdırmaya. Mevlâna'nın dediğince : "Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?" Yağmur nasıl ki gökten yere iner ve toprağı besler, âlimlerimiz de su gibi önce bilgiyle yükselip sonra rahmet gibi aşağıdaki biz topraklara - topraktan yaratılmışlara - bilgi yağdırır ve bizi - bire bin veren başaklar gibi - bilgilendirirler. Toprak için yağmur ne ise cahil için de âlim odur. Toprak bir seviyeden sonra suya doyar ama mü'min ilme asla doymaz. O yüzdendir ki Efendimiz (a.s.m.) : "İlim mü'minin yitik malıdır, onu nerede bulursa alır." buyuruyor. Yağmuru seyretmek, toprakla bir araya geldiğinde etrafa yayılan kokuyu içimize çekmek ne kadar güzelse, ilim öğrenmek de bir o kadar güzeldir... değil mi ki sonsuz İlim Sahibi'nden gelir... Allah (c.c.) cümlemizi, bağrında yeşermeye namzet iman tohumu bulunan "toprak"lardan eylesin. Amin
July 17
|